vassili's profileVaSSiLi_Alexandrovich_ZA...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    April 16

    Artık Kimsen Yok....

     

    Karanlik olur sokak aralari her yigide sarsar
    Kirik laternin altinda durup bakar
    Seyreder sansar rusca rolet danslar
    Kötü görünen sanslar
    Tövbe de gün gelir degisir ayrilir yollar güvenme
    Ona buna kurda kusa kolla kendi satma bosa
    Gencken kan kaynar akar damari yakar
    Cakar cakallar bakar kapar bir anlik bos ken
    Yakalar yakar pencesine
    Takar parcalar
    Her zaman gözle tetigi tetikte ol dur
    Doldur senin olmayan gülü kopar soldur
    Koldur sanki giren kendi menfatini düsünen boldur
    Simit calsan bile sonu kara koldur
    Mahallede kann kalmadi kanci mehmet kimseye birakmadi
    Beyin damarlari durakladi vitaminsizlikten birden kurakladi
    Kurudu tur atladi mali iyi yere gömdü sakladi
    Bakma caktirma junkieden kacmaz kaptirma
    Eline beline diline sahip ol sakin ol izzeti nefsine hakim ol
    Kursun bol kör kursun kor

    Günlerin sayili kimsen yok artik arkanda
    Yanlizsin bu soguk kahbe dünyada
    Hedef sade sensin yasam denilen bu oyunda kac kaca bilirsen
    Kursun artik yolunda

    Zehir cocuklarin elinde silah takili belimde bataklik evimin dibinde
    Düsene af yok sende vur tekmele
    Tek kursun an tetik bir sikarsa ne cikar
    Artik kursun adres sorar kanli gözlerde ava bakar
    Heryerde ispiyon pusu kurar vuracaklar beni buda karar sesi
    Akbabalar takmaz af etmez sarar lesi
    Batsada bitsede dünya salla bosver sanane rahatsin cebin dolu para show
    starsin sahane
    Pusuda adamin bekler tetikte ne istiyorsun daha ne birde utanmadan
    diyorsunki
    'YOKSULUZ ABI' bahane
    bu alemde yasamak kolaymi yermi cökerler üzerine biter isi biter isi
    korkudan kacirir altina cisi dolasir gencler geceleri
    sakin issiz semtleri erken terk sokak evleri kimse yok hatira defteri
    karanlik köselerde yerleri
    13 yasinda tetigi elinde atesli yollardan gecenler ölümü
    hice sayip sözünü söz tutup ölüm suyundan icenler ….
    Günlerin sayili kimsen yok artik arkanda
    Yanlizsin bu soguk kahbe dünyada
    Hedef sade sensin yasam denilen bu oyunda kac kaca bilirsen
    Kursun artik yolunda......

    March 08

    Ne Benim....

    Gecesi gündüzü benim,
    hecesi ve sözü benim,
    berisi ötesi benim,
    yarası beresi benim,
    sefası cefası benim,
    rüyası belası benim,
    dünyası fezası benim,
    toprağı seması benim,
    güneşi ve ayı benim,
    kölesi ve kulu benim,
    padişahı şahı benim,
    arkadaşı ardı benim,
    otu ve çiçeği benim,
    havası ve suyu benim,
    gölü ve denizi benim,
    serin boğazı benim,
    derin doğası benim,
    benim İstanbul benim,
    eğil duyduğun ses benim,
    babam bir tane benim,
    Danyal Özçalkan benim,
    kral babamdır benim,
    ailem yıldızım benim,
    kader kısmetse benim,
    ökesi delisi benim,
    ölüsü dirisi benim,
    savaşı barışı benim,
    baharı ve kışı benim,
    yazı ve hazanı benim,
    yazı ve turası benim,
    yaşı ve kurusu benim,
    taşı ve toprağı benim,
    hasmı ve ortağı benim,
    kolayı ve zoru benim,
    sarayı ve hanı benim,
    ghettosu ve damı benim,
    çamuru ve kumu benim,
    kavgası ve zoru benim,
    batısı doğusu benim,
    güneyi kuzeyi benim,
    meleği feleği benim,
    kalburu eleği benim,
    halayı düğünü benim,
    mektebi alayı benim,
    sorunu çözümü benim,
    yanlışı doğrusu benim,
    yalanı gerçeği benim,
    suçu cezası benim,
    parası ve pulu benim,
    biberi ve tuzu benim,
    sahtesi gerçeği benim,
    selamı ve selası benim,
    kazası belası benim,
    yemeği ve aşı benim,
    yedeği ve ası benim,
    keleği ve hası benim,
    bayramı ezası benim,
    siyahı beyazı benim,
    esmeri sarısı benim,
    yeşili elası benim,
    dolusu ve boşu benim,
    olgunu ve hamı benim,
    çobanı hamalı benim,
    içi de dışı da benim,
    başı da sonu da benim,
    ağlayıp gelende benim,
    gülmeden gidende benim,
    eğlenip gerende benim,
    seslenip susanda benim,
    duymayıp geçende benim,
    susmayıp koşanda benim,
    sığmayıp taşanda benim,
    eleği ve tası benim,
    eli ve ayağı benim,
    gözü ve kulağı benim,
    yolu ve dağı da benim,
    kolu ve bacağı benim,
    uçanı kaçanı benim,
    okulu ocağı benim,
    pisi ve temizi benim,
    akıl hocası benim,
    fakir akıllı benim,
    almadan verende benim,
    vermeden alanda benim,
    uymayıp yazanda benim,
    değmeden geçende benim,
    dik duran insanda benim,
    ağlayan insanda benim,
    son gülen insanda benim,
    sahnesi perdesi benim,
    mikrofonu sazı benim,
    ilham ve perisi benim,
    asrı ve senesi benim,
    hısım ve hasımda benim,
    kasınç ve zevkte benim,
    hepsi önümde benim,
    uçarı haşarı benim,
    tutarlı tutarsız benim,
    eski ve yenide benim,
    sesli ve sessiz de benim,
    sığı ve derini benim,
    kılı ve tüyü de benim,
    sırı ve meçhulü benim,
    görünen o köyde benim,
    bölünen ekmekte benim,
    sönemeyen ışıkta benim,
    bitmeyen dertlerde benim,
    dinlenen her şarkı benim,
    inleyen her nağme benim,
    dinmeyen her sancı benim,
    inmediğim her katta benim,
    yağan her yağmurda benim,
    doğan her güneşte benim,
    boğan kolda elde benim,
    çağlayan ırmakta benim,
    yaşlanmış aşlarda benim,
    boş kalmış kalplerde benim,
    anlaşmış düşmanda benim,
    düşmandım pişmanda benim,
    suçlandım masumda benim,
    kuşkuyla bakanda benim,
    coşkuyla akanda benim,
    korkuyla kalanda benim,
    bahçeye dalanda benim,
    yağmurdan kaçanda benim,
    alkışı alanda benim,
    orta parmaklarda benim,
    hep sona kalanda benim en önde gidende benim,
    değnek yok elimde benim,
    efsunla gizem de benim,
    bazen karnı açta benim bazen karnı tokta benim,
    sade gördüğüm mü benim,
    bence görmediğim de benim,
    en uzak diyar da benim,
    gördüğüm kabus da benim,
    yazılmış tarih de benim,
    bekleyen ati de benim,
    inandıklarım da benim inanmadıklarımda benim,
    hancıyla yolcu da benim,
    dünyaya gelen de benim,
    dünyadan giden de benim...

    Adın Batsın...

    ADIN BATSIN....
    yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
    yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
    nasıl edem nere gidem dertli baş ile
    bilemedim teli kırık kemana döndüm

    canım aldın, can evimden vurdun ya sende
    küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
    sen de vicdansız çıktın adın batsın

    zaman ola devran döne sen de çekesin
    yitiresin umudunu heder olasın
    aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
    ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin

    sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
    yalan oldum talan oldum senin sayende
    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
    sen de vicdansız çıktın adın batsın

    beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
    kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
    sesime bakıpta ağlıyorum sanma
    seni özleyince böyle olsun birazda

    ayrılıversin yaprak dalından
    insan sevdiğinden ayrılıversin
    kan damarımdan can pazarından
    adam baharından ayrılıversin

    dağda dört mevsim erimeyen kar varya
    yokluğum öyle erimesin
    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
    sen de vicdansız çıktın adın batsın
     
    İBRAHİM SADRİ
    February 25

    Zamanı gecikmiş ölüm... (vassili)

    Zamanla kaybolacağını sandım zaman doldu..
    Yanlışlığa bile bile saptım zamanla oldu ...!
    3 yanlış 1 doğruyu götüre durdu doğrularım dibe vurdu...
    Yanlış resmim herşeyimle doğru olsun, doğrularımda bir gül olsun yaptığım tüm yanlışlıklar onada bulsun...
    Son 1 halim yok olsun Benim yine uyandığım senin bana uyanman olsun..
    Bu gidişle gideceğim yerde karatoprak Tek çözüm ölmek, şimdilerde yaptığım gerçeklikte senin için yaşamak...
    Bu gidişle ikimizde birden yok olacaz sen bendemi yoksa ben sendemi yok olcaz.... 
    Sen yaşama nedemin iken sen varken mi yok olcam bunumu gördük reva bize bumu ders yüzü aykırı..
    Tek istediğim mutlu olmak ve bi çözüm idi gizli kalmak...
    Anla beni bu gizliliğin nedeni senin bana yasak olman...
    Benim yaptığımda bi saçmalıktı ya bunu ben anladım ve döndüm gerisin geriye sana mabedime...
    Şimdi sıra sendeydi ya ayrılık ya gizlilik, sende seçtin yanlışlığı ve dilin dedi ayrılığı...
    Yanlışlığa durmadan devam ediyoruz bunun yanlışlığını ikimizde biliyoruz peki neden ikimizde ayrılığı seçiyoruz....
    Gözlerine baktım ben adımı varsaydım yanıldım...
    Neden sen varsın sandım meğer hiç olmamışsın Pardon ama güzelim sen hiç aşık olmamışsın...
    Beni sevdiğini söylediğin sözlerde yalanmış, unutmak çok zor dedin o tümüyle yalanmış...
     
    Ölmek son olsaydı şu an kafama sıkardım, sen sonzuluk olsaydın sonsuza kadar sana tapardım...
    Ayrılık sebepsiz kavuşmak ise sensizdi...
     
    3 Şair burda durdu kimi sevdiğiyle belli oldu oben aşkın oldu aşık olanın gülüde sen gitti zaman soldu...
    devam etmek bir sorundu, Ayrılmaksa ölüm, Gizlilik bir çözümdü, yok demen ise sonumdu...
    Unutmak bir yalandı, unutmamakda öle o kelime bir soluktu, yok demense çok soğuktu...
     
    Doğrularımıda içime gömdüm, herşeyimi yalana sundum, son 2 doğrum vardı biri sendin diğeri seni sevmemdi...
    3 yanlışı hatırla 1 doğrumu götürüyordu ve sen gittin sonsuza geride kalan tek doğrumda seni sevmem oldu o gün beynim durdu...
     
    Aşık olanda aşkını terkediyordu bu zamanın sonuydu seni sevende o gün öldü, sana olan aşkıysa şu an içimde gömülü..
    HAdi beni sevmediğini yüzüme haykır.. aşkıma küfür et söv... içindeki huzuru çağır, dursun artık içindeki cehennem ateşi...
     
    _VaSSiLi_ZaİTSev_
     
    February 24

    ve sen gittin...

    Gittin...
    Ben, arkandan sadece baktım.
    Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
    "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
    Gidersen sönecek içimdeki ateş
    ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
    Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
    O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
    Konuşamadım...


    Gittin...
    Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
    Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
    bacağımı bu kadar acı duymazdım.
    Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
    Ağlayamadım...


    Gittin...
    Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
    Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
    tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
    Anlatamadım...


    Gittin...
    Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
    Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
    Ürperdin yine biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
    Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
    Tutamadım.


    Gittin...
    Bir yıkım gibiydi gidişin
    Sen adım adım uzaklaşırken benden
    Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
    Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
    Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
    Kalkamadım...


    Gittin...
    Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
    Hazırdım gidişine,
    Kaçak zamanları yaşıyorduk
    Zaman bitecek ve sen gidecektin
    Bense, gidişinin ertesi günü
    Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
    Başlayamadım...


    Gittin...
    Bir şey söyledin mi giderken?
    "Kal" dememi istedin mi?
    Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
    "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
    Beynim öylesine uğulduyorduki.
    Duyamadım...


    Gittin...
    Nereye gittiğin önemli değildi
    Binlerce kilometre uzakta da olsan,
    iki metre ötemde de farketmiyordu.
    Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
    Kurtulmalıydım senden,
    bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
    Kurtulamadım...


    Gittin...
    Unutulanların arasına katılmalıydım
    Anıları bir sandığa koyup
    hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
    Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
    Yapamadım...


    Gittin...
    Bir okyanusun ortasında
    tek küreği kaybolmuş sandalda
    Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
    Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
    Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
    Bil ki; seni Unutamadım...
    February 19

    NORM-KISa etek (alayına)

    sana şarkı yapıcam demiştim
    bak ben sözümü tuttum
    sen ve senin gibiler için

    bir kısa mesajla bitti sanırsın
    rap vakti canım dinle yanarsın
    bu şarkıyı o PİÇE dinletirsin
    sen bir şişe biraya göt verirsin
    sitelere gir hadi profil oluştur
    para eder mi ruhun kaç kuruştur
    basmalı herkes hasmalı döngel
    rapçiden az sikilmiş ikinci el
    derdi yoktur ama hep gözü yaşlı
    sözü de traştır oynar başlı
    utanmadan yanıma gelir bir de
    selam verir sanki çok sikimde
    aşkını söyle bana fiyatı ne kadar
    bendeki yürek ulan allahına kadar
    eksik etek bunu herkes duysun
    babana da söyle sana koca bulsun
    palavra anlat bundan bana ne
    sen mektup yaz haydar dümen’e
    seni seviyorum aşkım hadi siktir
    ruhundaki patlak zarı diktir

    tekrar tekrar diinle
    bak bir söz daha
    yerinde duramassın
    sen benim sevdiğimkız değil
    siktiğim orospu bile olamassın

    boşver kanka bir üçlü saralım
    kol gibi girsin biz de yol alalım
    siz de dinleyin sözleri jazzdır
    eksik etek hadi beni azdır
    sert olursan elbet kırılırsın
    sen saf denince hep darılırsın
    lüks mekanlara da çok bayılırsın
    hesabı bir kere öde ayılırsın
    çok sinirlisin regli mi oldun
    kötü nefesinle de hep beni boğdun
    snıf ayrımı yapanı da bize gönder
    kıçına dübel çaksın erman ender

    January 24

    kısaca benim hayatım

    evin içinde bir sessizlik elimde bir fincan içindeki çaydan yanısyan siluetime bakıyorum bir yandanda sagopa soguk küvet adını bilmediğim bir karı sölüyo adıda umrumda değil zaten beni ilgilendiren sölediği...
    ister istemez kuşbakışı bir bakış atıourm hayatıma yaptıklarım, yapacaklarım, kazandıklarım, kazanacaklarım, kaybettiklerim ve kaybedeceklerim.....
    belkide en buyuk korkum kaybetmek birçok kimse gibi...
    hayattan bu saatten sonra fazla beklentim yok bir boka battık çıkamıyoruz ve cıkamayacağızda gidişat bunu gösteriyor oysa ben böle olsun istemezdim benim daha farklı düşüncelerim vardı ama artık çok geç demek için bile artık çok geç....
    uykum yok asiliğim ustumde her zamanki gibi içimden bir bok yapasım gelmiyo hiçbirşey tat alamaz oldum birçok şey geçti geldi hayatımdan ama artık tat alamıyorum ruhum huzursuz  hava değişikliğine gerek var gibi gözüküyor ama kafamın içinden bir an bile çıkmayan o düşünceler siluetler peşimi bırakmadan oda bir boka yaramaz diyorum...
    yavaş yavaş sona geldik kaçınılmaz sona sonra maziye tekrar bir dönüş yapıorum bir kız geliyor aklıma bu boktan ve bir o kadar da dağınık hayatımda belki en güzeli oydu, onu sevmek ama herşey sevmeyle olmuyomuş bunuda öğrenmiş olduk düşüncemden bile onu çaldılar zaten bizimkisi gelip geçiçi birşeydi ama zman zman olur ya hiç olmadık yerde birden bire aklınıza geliverir bir şarkının ortasında , bir yolculukta , güzel bir şey gördüğünüzde veya son nefesinizde... işte ben onu ölesine sevmiştim AMA DEĞMEZMİŞ bu hayatta kendinden başka dostun yok ve kendinden başka bir gerçekte yok diyorum ya değmezmiş ama bunu bile bile ben onu sevmeye hala deavam ediyorum bilmiyorum su an nerde ne yapar ne eder ne içer çoğu zman insanlar aşık olduklarını sanırlar ama aslında karşısındakine duydukları buyuk birsevgi ve saygıdan başka birşey değildir... herşey gelip geçiçi, sahte, yalan ortalık şerefsiz dolmuş kancık sayısında gözle görülür bir artış var ve bu hayatta geriye dönüp baktımda sadece koca bir HİÇ ile karşılaşıyorum .... niye bu çabalar, acılar, ağlamalar, üzüntüler, mutluluklar ne için nereye bu gidişler hayattan beklentiler neler istediğini alabildinmi verdiğin halde çabaladığın halde hayttan istediğini alamıyosan sikim ben böle kazı kazan misalı hayatı...
    kurşunlar hep en yakınlardan geldi beklemediğin zmanda beklemediğin vakitlerde böle bir yaşamda yapmak isteidğim tek şey çoğu zman nefretimi ksumak istedim ama onada izin vermediler ciğeri beş para etmez adamlara gülücükler saçtık ...
    belkide bu hayatta duymak istemediğim laflardan bir tanesi ''BU SENİN SEÇİMİN'' biliyorum benim seçimim biz bu davaya baş koyduk allaha kurban verdik bayrağa kan verdik toprağa şehit verdik biz bu vatanı karşılıksız sevdik 
    geceler bir o kadar çekilmez ve acıyla geçer oldu her nefesimde bin kez öldüm bir an bile aklımdan cıkmayan siluetler oldurduğum insanlar vahşice sebebini bile bilmeden yaptıklarım kaybettiğim arkadaşlarım ve bir zmanlar cok sevdiğim kız.....  BİR AVUÇ MERMİ VE BİR SİLAHTAN İBARET HAYATIN getirecek geleceği azda olsa tahmin ediyorumm... 
     
     
    vassili_zaitsev
     
      
    January 23

    kürdan kollar......

    SİGARAMIN DUMANINI KISKAN,
    DEVRAN DÖNER DURUR SABIR AN,
    YOK OLMASAN DA SAKLAN
    UTANMASAN DA ARLAN,
    VE HER ZAMAN BULDUĞUN EN KÜÇÜK İNE SAKLAN.
    NERDE ÇOKLUK ORDA HAİNE TOKLUK,YALNIZ KAL VE AKLAN !...
    MELEK YANAKLARIMDA,KELEK KADER ATAKLARINDA
    AYAK BATAKLIKLARDA.
    ECEL KONAKLARINDA ELEM ELİMİ BIRAKMAMAKTA.
    DÜNÜM YARINIMI SORGULAMAKTA.
    BU YÜZDEN KALEM SAYFANIN ŞAKAKLARINDA.

    İNSAN RABBIN BEBEĞİ,HEPSİNİN TOPLAMI BİR SÜRÜ
    GÖRMESEKTE BAŞIMIZDA BİR ÇOBAN DER-DURUR ''YÜRÜ !...HAYAT EN YAKIN DOSTUMDUR,HEP YANIMDA YÜRÜR.
    BİRGÜN BENİ TERKETSE KEMİKLERİM ÜZÜNTÜDEN ÇÜRÜR.
    İNANÇ BİR TARLADIR,HEDEFİ OLANLARIN SÜRDÜĞÜ.
    GÜLMEK BİR MÜKÂFATTIR,AĞLAYAN GÖZLERİN GÖRDÜĞÜ.
    ÖLÜM BİR KARANLIKTIR,TÜM IŞIKLARIN SÖNDÜĞÜ.
    MADALYON 2 TARAFLIDIR ,İYİ VE KÖTÜNÜN BÖLDÜĞÜ.

    BİLGİLERİMİZ SİS.....KAYBOLUR BATAN GÜNEŞ GİBİ.
    AKIL İNZİVAYA ÇEKİLİR,BİRGÜN TERKEDİP GİDER BİZİ.
    SEVGİ TUTUKLU BİR KRAL,ESARETTEN BEZMİŞ MEĞER.
    AŞK BİR MÜLTECİ ,GÖÇÜP GİDER ,BİLMEZ DEĞER.

    FERİ KAÇMIŞ 2 GÖZ,BİRBİRİNE SARILMIŞ 2 TİTREK DUDAKTAN İBARET SURATIM.
    (YARDIM ÇAĞIR!....)
    KURTARIR BEDENİ ELBET BİRİLERİ YA.
    KÜRDAN KOLLAR AĞIRLIĞINDAN EZİLİR,DOKUNSALAR AĞLARIM,AĞRISI FERYAT.
    (TAHAMMÜLSÜZÜM !...)
    DİNDİRİR ACINI ELBET BİR MELEK YA.

    huzur özür dilemeli bana uğramadığı her gün için
    gurur affetmeli ona sadık olamadım tek eksiğim belki buydu
    yazdıklarımı dinlenecek hale getiren zehri tatmak gerekir bazen bilki senin elinden...
    derdi anlamakmı yoksa bilmemekmi fayda yoksa tek bi şansın olsa fişini çekememekmi fayda nerde?
    zorda olsa irade sende hakim her bi hücreme kilit sinirlerimde kazılı nefretimle...
    yıldızlardan birine dokunabildim bu akşam kararsızım
    gizlenmiş gecenin karanlığında o siyahıyla ansızın
    kör bakar o gözleri ve yolu uzundur besbelli...
    canı yanar acır teni kanı akar siler teri....
    bu kalbi tek kelepçe iki bilekte bir dilekce olsa çehre solgun çevre hezeyan
    devre hüsran hicran kovsa fobileri ve yoksa imkan elde git ileri...
    kurtarır bedeni elbet birileri ya..

    January 13

    şemdinli

    Şemdinli’yi bileniniz var mı? Hiç gitmişliğiniz, Otuz iki virajları aşıp, Kaymakam çeşmenin soğuk suyunu hiç içmişliğiniz var mı? Her sabah uyandığınızda size merhaba diyen Efkâr tepeyi, Gomane tepeyi gezdiniz mi karış, karış?

    Mayına basan aracın içinden, tam on dört metre uzağa fırlayan bir arkadaşınız oldu mu sizin? “Yenge vallahi az önce yanımda oturuyordu, şimdi dışarı çıktı” diye yalan söylediniz mi karısına?
    Dükkânına girip alışveriş yaptınız mı bir esnafın?

    Gomane tepenin zirvesinden, içinde eşinizin, çocuğunuzun bulunduğu lojmana doğru yanarak gidip evinizin duvarında patlayan RPG-7’leri izlediniz mi siz?

    Ama yine de bulunduğunuz görev yerini terk etmeden, acaba öldüler mi, yaralandılar mı, diye sabaha kadar hiçbir haber alamadan beklediniz mi?

    “Ben bu insanlar rahat uyusun diye buradayım, ama neden benim aileme saldırıyorlar” diye düşündünüz mü hiç.

    Evinizin roketlendiği mahalleden ve hatta roketin atıldığı, makineli tüfeğin yanı başında çalıştığı evin sakinlerinden, ”vallahi biz bir şey görmedik” dediklerini duydunuz mu kulaklarınızla?

    Her şeye rağmen deyip görevinize devam ettiniz mi? O patlamalardan dolayı yıllardır psikolojik tedavi gören bir çocuğunuz veya çocuğu bu yüzden tedavi gören bir tanıdığınız oldu mu? Hiç böyle bir baba’nın veya Anne’nin yüz ifadesini gördünüz mü?

    Tabancanızı evinizde bırakıp “ bir şey olursa, eve girmeye çalışırlarsa gerekeni yap, son iki mermiyi de kendinize ayır, ellerine sağ geçme” diyerek her defasında eşinizle helalleşip çıktınız mı evden, ya da böyle bir tanıdığınız oldu mu?

    Sürekli telsiz anonslarını dinlediği için, ilk kurduğu cümle “ atışlar normal” olan bir çocuğunuz oldu mu sizin?

    Lojman’ın emniyetini sağlayan silahlı nöbetçilerin yanında mı oynadı çocuklarınız ve uzaktan dahi gelse, her silah sesinde o çocukların evlere, mevzilere nasıl koşturduğunu, koşarken düşenlerin nasıl yerlerde sürüklendiğini, nasıl hıçkırarak ağladıklarını gördünüz mü hiç?

    Bu gün yaşanan olayların, ilk olduğunu mu sanıyorsunuz?

    Bunları yapmadı ve yaşamadıysanız eğer, orası hakkında bildiklerinizin hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur efendiler. Affedersiniz bu kadar net konuşmak istemezdim ama ne yazık ki sabrım tükendi artık.

    Siz oturduğunuz ceylan derisi koltuklarda belki farkında değilsiniz, belki de umurunuzda değil ama orada görev yapan insanların öncelik sıralarında, ailelerinden önce vatanları geliyor, yeminleri geliyor. İşte bu yüzden mevzilerini terk edip ailelerinin yanına koşmuyorlar. Biz de onun için koşmadık zamanında görevimizi bırakarak. Yüreğimiz titreyerek bekledik ama görevimizin başında, dağda, hudutta bekledik efendiler, görevimiz bitene kadar bekledik.

    Bu insanlar tüm bunlara vatanları için, üstüne el koyup yemin ettikleri bayrakları için katlanıyorlar, sizin başınızın üzerindeki, ama nasıl sağlandığını bile bilmediğiniz “egemenlik örtüsü”’nün bekası için katlanıyorlar.

    Peki, onlar bu şartlar altında görev yaparken siz veya sizden öncekiler bu fedakârlıklara liyakat gösterebilmek için, geçmişte ne yaptınız, Şimdi ne yapıyorsunuz?

    Anıtlaştırılan terörist mezarlarının hesabını mı soruyorsunuz?

    O cenaze araçlarının görevlendirme emrinde kimlerin imzasının olduğunu mu araştırdınız?

    Başbakana güç gösterisi yaparak “uçaklardan ve validen hoşlanmadık, ayrıca dağdakilerden vazgeçmeyiz” diyenlere mi hesap sordunuz yoksa?

    Ya bütün kutsal değerlerimize söverek ayaklanan kalabalıklar, onlara devlet’in varlığını mı hissettirdiniz?

    Baldırı çıplak peşmergelerden tutun da, Danimarkalısından, Hollandalısından, Rum’undan duyduğunuz her türlü hakaret ve aşağılamaya cevap mı verdiniz?

    Roj TV muhabirlerinin nasıl olup ta olaylardan 3 dakika sonra canlı yayın yaptığını mı buldunuz?

    Bir el bombasının nasıl olup ta o kadar hasar meydana getirdiğini mi, Almanya ile yapılan telefon konuşmasını mı, o kalabalığın nasıl bir anda örgütlendiğini mi, araştırdınız?

    Arabası parçalanarak yakıldıktan sonra, şerefsizce ve insafsızca dövülerek komaya sokulan uzman çavuşu mu, evi kurşunlanan polisi mi, okulunda tartaklanıp kovalanan asker çocuklarını mı, araştırdınız?

    Bütün bu eylemleri kimin planladığını ya da organizasyonu kimin veya kimlerin yaptığını mı, o gün halkı sürüsünü idare eden bir çoban maharetiyle kimlerin idare ettiğini mi araştırdınız?

    Hayır, bunların hiçbirisini yapmadınız. Siz ne yaptınız peki?

    Sizin farkında bile olmadığınız değerler için orada görev yapan bir astsubay ve bir uzman çavuş bulup, sonra bütün aydıncıklar, sağduyucular, mozaikçiler, üst kimliği, yan kimliği, alt kimliği olanlar ve hatta kimliksizler, sonra dalkavuklar, sendikacılar, susurluk paranoidleri, Soroscular, hülasa ne idüğü belirsiz, ne kadar adam varsa etrafınızda, bila istisna topunuz bir koro nizamında toplanıp, koroyu kimin yönettiğine bile bakmadan-ki ben bundan emin değilim- “ Vurun Kahpeye” konseri verdiniz.

    Yanlış şarkıyı çalıyordunuz ama çaldınız, sesler, akortlar, notalar hep bozuktu ama yinede çaldınız, orkestra şefi, “müzik” demişti nasılsa.

    Şimdi yapılan araştırmalar neticesinde şu anda bile kuvvetle muhtemel olan sonuç çıkarsa ki bu sonuç, olayların altından terör örgütü ve onunla beraber bazı gizli servislerin çıkmasından doğacak sonuçtur, o vakit ne yapacaksınız?

    Allanıp pullanıp önüne çıkarak tek, tek arzı endam ettiğiniz o basına(!) bu defa ne söyleyeceksiniz? Acaba yapacağınız hangi açıklama ile durumu kurtarmaya çalışacaksınız?

    Bir açıklamanız var mı efendiler? Daha doğrusu bir “B” planınız var mı?

    Ama bana sorarsanız, sizin minik kafalarınızı böyle şeylerle yormanıza gerek de yok zaten. Zira sizin adınıza orkestra şefi düşünür, besteler, önünüze koyar ve size de yine icra-i sanat etmek kalır ki bu, yani başkalarının bestelerini okumak zaten sizin en iyi yaptığınız şey değil midir? Ne demişler “gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım”.

    Yapın efendiler; vazifenizi yapın, hem de gözünüz kapalı yapın. Açarsanız gözünüzü belki Türk Bayrağına sarılı tabutları görürsünüz, ağlayan ailelerini, yetim çocuklarını görürsünüz de vicdanınız depreşir, vazifeniz yarım kalır. Sonra ne der Avrupalı, değil mi?

    Hatta bakın ne diyeceğim, asın gitsin o astsubayla uzman çavuş’u, Şemdinli’yi, Yüksekova’yı, Hakkâri’yi de belediye başkanlarına teslim edin, seçilmiştir nihayet atanmış değil. Öyle Vali’ye filan da gerek yok canım, boşa zahmet. Tayin et, beğenmediler değiştir, ne lüzum var efendim. Bir belediye başkanı ile ulemadan bir zat-ı muhterem yeter de artar bile.

    Siz de bu arada sanatsal sergiler açın, fotoğraf çekin, resim yapın, medeniyetleri buluşturun, dinlere diyalog kurdurun.

    Değil mi ki ateş düştüğü yeri yakar. Ateş sizin yüreğinize mi düştü sanki? Bölen bölsün, satan satsın, Avşar’ı da ayırsınlar, Yörüğü de ayırsınlar, dadaşı da, sarışını da, esmeri de.

    Şehirleri, köyleri, mahalleleri hatta ev ev ayırsınlar Türk Milletini, size ne gam efendiler.

    Siz fotoğraf çekmeye devam edin. Fakat unutmayın ki bir gün sizin de bir fotoğrafınızı çeken çıkar elbet. Ama o fotoğraf hangi salonlarda, nasıl teşhir edilir bilemem. Malum ya yaşlı tarih fotoğrafları çekilip, tozlu sayfalarında bir yerlere asılmış liderlerin, fotoğrafları ile doludur.


    “VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN”

    soğuk küvet....

    Aksiliğim üstümde sende kelimeler hep farazi, gördüğün kadar arazi, kimse mükemmel değil ki, ne umdun ki benden kadı kızı bile veremli, benim kusurum anca naz, seninki si mesavi
    Içimin tuzu ayı yoğurdu, anahtarsan nerde kilidin oluğu ? Nahoş hallerinde et ilan kahpe oluşunu, ahmak kişilik sensin, cevizi dişiyle kıran feyksin, her dişi geyikle muhabbette yanar-dönersin. Ben rüzgarın aruz vezni sen kükürdü ancak sus karıncalandı kalp, söyle paşa nedir amaç ? Bence ringe havlu at, Kolera kırar kol bacak, masalın kötü şirinesi, Mr Gagged Uzun bacak. Esti geçti hayatından bir eser ve bin zafer, kazı-kazan kazandığın bir adam ve bin keder. Kaderdaşlar sıralı, kader sıvadı kolları, bedava ekmek kalabalığı, örmüş saçını kaderin ağları. Kalbin yalın hali bulutsuz, ah şu mevsim değişmekte, billur su kusursuz, ruhum sensiz huzursuz, tattım elmayı ve içime düştü şimdi kurtları, yavaş yürüyen bir tazıyım acizliğimse azılı. Sen anlatma metni dur, O bilir ancak aybı üzüleceksin yavru Tanrı sıkıntısında kapalı kaldı. itiver açılır kapısı, açılır için açılır hali, vurdu aynası ve sen yansaması
    Sevenin var senin suçüstü Şehzadem
    Nesin sen cevap ver ? Mahrem...
    Ücra yerlere düştü kayıp merhem
    Bendim en asil tek kişilik dev kadro 
    Düş ve melodi en güzel düet
    Suretin silindi kaldı silüet
    Uykum Yok yatağım soğuk Küvet!
    Zulüm taşıyla kanatı verdi başımı felek kahpesi
    Düşüncemden senide çaldı elimde hırsız kellesi
    Gık çıkarmaz dilden aciz sessiz .... dilsizi
    Vaktim gelir şimşek çakar kırılır dilimin kemiği
    Güçlü rüzgar nefesi, selvi dağ tepesini viran etti,
    Kalp hayat endişesiyle akan zamanı tavaf etti.
    Gözler sözlerin sertliğiyle yaşa bulanıp ah çekti
    Sensiz geçen günlerin kazası yok be sevgili
    Saadet yanımdan ayrılmasın
    Kasvet ağacımı taşladım,
    Ham meyveler topladım,
    Sessizlik beni dilsiz yaptı
    Kalem düşman ellerinde temiz kalbi karaladı
    Bu hasret beni yaraladı 
    Takvime çentik attım!
    Gönlüm aydın, ruhum yüzüme yuva kuran bir kuş
    Kalbim çıkık tıpkı tablocasına duvardan düşük ve tuş
    Gözlerim alçak seyirde yüksekler desteksiz uçuş
    Ellerim dilimi büker, 
    ZORDA OLSA KONUŞ !

    vassili

    Anlaşılmayan cümleler kurdum ben
    hep şair hep geçmişe dair betimlemelerimle
    negatif elektrik , Simetrik doğruluk ikilemde
    Kalmışlığın optimist açılımıydı sinonimin eş anlamını algılayamıyan yamyamların dünyasında
    sıratı geçmek için rüşvete başvuracakların kefeninde cepti umut dünyayı yarın ölecekmiş gibi yaşayanların aklında yanıtsız sorular kara bulut gibi dolaştı yılları meditasyon hipnozunda taşa tutup.

    sonsal bir yargıdır belki ölüm kim bilir sorsan birine korsan bir avcıdır ölüm mayın tarlalarında tek bacağını kurban etmiş bir zulümden arta kalan dölüm itiraf etmek kolay ve insan oğlu her bölüm aynı senaryonun parçası iki yakası bir araya gelmeyecek doğu-batı kültüründe birleşmiş milletler kavgası hikaye senkron uydurulmuş gari gori şeriban kaygası kayıp akıllar mağarası .

    Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölüleri
    izini dünyayı vurmuş binlerce insanın külleri
    Dünya söyle senin hamurun benmiyim
    neler yaptınki benimle geleceğime küsermi benliğim
    depremlermi aldı can ? canına kıyan masumlarmı ?
    serzenişte bütün gönüller durup dururken yıkılan evlermi neyine güveneyim ? bir damla umut at tarlama bende doğan güneşle ümitlenip şarkılarımı söyleyeyim sana yada ipsiz kuyunun dibine inip karanlıktan öleyim ben bu dünyada zaten masum bir köleyim her güne ayrı bir renk getir dünya sessiz çığlık atanlara yürek dünya söyle ne yaptın bizimle sadece oyuncak birer bebek....

    nedense...

    Sanırım sensiz bir geceye daha hoşgeldin
    Nedense biraz gerginim
    Stresimi yumruklarımı duvara çiviledi
    Gözlerim kendini saldı
    Sanırım o an orda değildim
    30 dakka öldüm 5 dakika dirildim
    Gözyaşlarımı yağmur sandım ıslandım
    Dileklerimle fısıldaştım
    Kolonyalarla koklaştım
    Nedense son darbeyi kalbime attım
    Kendimi 3 yerimden bıçakladım
    Azami hırs yaptım nedense acımadım
    Kendimle yeminleştim ve
    Dişlerimi sıktım
    Yumruklarımı sıkıp tırnaklarımı kırdım
    Nedense en çok sigaramı aradım
    Tek bir kelime edemedim
    Özür dilerim seni üzmek istemedim
    En iyisi intihar edeyim dedim,ettim
    10 dakikalık yaşam molası verdim
    Sanki cehennette bir serinlik kolası içtim
    Ve sonra ilk uçakla cehenneme indim
    Nedense en çok kusmak istemiştim,senden utandim
    Kendimle hiç bu kadar çetin savaşmamıştım
    Kendimden köşe bucak kaçtım
    Yaşama hakkımı sonuna dek mi kullanmalıyım Tanrım?
    Döner başım akar yaşım, kar tutar saçım çölde hayratım
    Duvarlar üzerime geldikçe kendime 10 parmaklı bir surat yaptım...

    Ben ne savaşlar verdim kendime bir rabbim şahit,
    Sor ne zaman vurdun kendini en son
    Katilim oldun her gece nedense...

    unknown

    Rüzgar sustu.
    Gökte tek bir yıldız, ‘yansam mı yanmasam mı..’ diyor. Tedirgin.
    Yanma yıldız, istemiyorsan yanma, yanman güzel bir işe yaramayacaksa yanma!

    Asla hiç kimseye dost olamayacak insanlar vardır. İçleri dışları fıkır fıkır kaynar ama, esprinin ve sözde özverinin bini bir paradır ama, yine de insanöncesi bir dünyanın insanıdırlar.
    Bugün gazetede onlardan birinin yüzüyle yüzyüze geliverdim. “..kendini vurdu..” Onu vurduranın yüzünü gördüm. Onlar hakkında bildiklerim..Hayhuyla vakit geçirmeler, taksilere binmeler adına bozdurulan yüzükler, sahipsiz bir canı ‘sahiplenme’ niyetiyle sahipsizlenmeler, hayta gecelerin çocuğunu besleyen yılan, okul tuvaletlerinin dili olsa..

    Doğallığı, düşünmeden yaşamak diye algılamak.
    Savaşın ve barışın, iyinin ve kötünün önce kafada, kafanın içinde başladığını unutmak. İçgüdüleri ve içgüdülere hizmet eden zaafları yüceltmek.

    Sinsice büyüyen, bağımlılığını gizli gizli yürüten bir korku: silah!
    Silah neden edinilir? Ne için kullanılır? İşlevi nedir? Bir savunma aracı olabilir mi, yoksa saldırı aleti mi?

    Ne o, ne de öbürü.
    Gerçekte zavallı bir “ben”in maskesi o.

    Onunla kimi ve neyi kurtarabiliriz ki. Onunla yapacağımız tek şey, uyuşmuş bir beynin, alkolik bir bedenin boşalımını sağlamaktır.
    Geceyarıları sabahlara devrilirken boş otobanlarda açılan delikleri anlatmaktır ertesi gün. İnsanca yaşamayı seçmiş olanlara, seçkilerinin gülünçlüğünü kanıtlama çabasıdır. Gözler kanlı, eller titrektir oysa.
    Titreyişleri, bir el ayası demir yığını ile bir yürek arasında gider gelir.
    Hangisi daha ağırdır?

    Bir yürekten daha ağır ne olmalıdır?

    YAŞAM VE ÖLÜM
    BİRBİRİNİ TÜMLEYEN O DENKLEM
    HER İKİSİNE DE NE ZAMAN SAHİP OLACAĞINI
    BİLEMEDİĞİN O
    İKİLEM...

    karmaşık duygular...

    Nacizane fikrim oldu sonunda hep buyurdu Karanlık oldu heryer evimde hep gürültü kalbi yaralayıp kapıyı araladı anahtar bende saklı yüreğim yaslı Bağırdım çağırdım sonucu neye yaradı ki Her rüyamda her gün öldüm hayat acımazki hayat bu bakmaz ki gözünden yaşlar aksın vurdum duymaz olsun sonucu görsün Gökyüzünden yıldız kaydı yüreğim ağlar hergünüm böyle işte şahidimdir dağlar Demiştim bilirsin sonunda hep değiştin dergi kederi at bi kenara yüzün gülermi? Değermi yaptığın onca yalana dolana değermi yaptığın onca riyakalığa Yalanmı sende söyle böyle gitmez anla sonunda kaçamak olmaz yürek dayanmaz Ah bi yerde bir sızım var sol yanım eksik ah bi yerde bir sızım var o da sendin Rüyamda gördüğüm neden herşey farklı? rüyamda gördüğüm neden herşey saklı...
    -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı,
    -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı
    -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı,
    -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı
    -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı,
    -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı
    -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı,
    -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı
    Başlamıştı işte bir günüm sonuysa kördüğüm Açmak istemişken yaralandı işte bu yürek siz görün Gözlerimden yaşlar aktı bu çözüm olmalı yüreğinde tek bi duygu kalmalı Sonunda harcanandı benliğin ve gençliğin son adımda yere düştü göz bebeğinden yaşların süzüldü.Sözünmü ağlatan yoksa bu hayattmı bizi derde kedere,ölü bi bedene bağlayan Bu yoklukta mutlu olmak harbi zor be arkadaş memur,emekli,çalışan herkes dertli demekki sorun var,demekki oyun var,demekki sağ da solda ülkemi soyan var Buram buram kokan hasretin öyküsü bu parça mapushane ortasında kalan bi orduyuz düşünce özgürlükmüş, düşünce suçsuzlukmuş ,düşünce her kesimde harbi hep hüzünmüş Nedenki doğruları söylemek yasak ki nedenki eleştiri yapmak hep ceza ki ben bu olaya anlam veremedim sorunu çözemedim ahh be ustam böyle gitmez kaderse silmez Hayat bu belli başlı konuları olan bir seneryo biz içinde piyonlarız oynatırlar kukla gibi/ Sağa sola çekerler çünkü parası olan bu dünya da hep başı çeker...
    -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı,
    -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı
    -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı,
    -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı
    -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı,
    -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı
    -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı,
    -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı
    December 31

    ŞİKAYETNAME...

    Ne kadar özenle yapılsa da gözüme batar yamalar
    En yakından gelen hücumlar,'' nedir suçum ?..'' lar, ''bak koçum!...'' lar
    Çenende alçılar, akordu kaçık gaydalar
    Kendinizden esirgediğiniz faydalar.

    Arının soktuğu dudaklar acı kapar, canın yanar, acı yakar
    Mikrofonun efendisi vezire tacı takar
    Bir basit kelâma kurban gider krallar
    Yenik zırvalar, bitik proflar  vs...
    Kendini bugüne kaptıranlar kendine kurşun sallayanlardır
    Bu sapanlar baş yarar ki; ilhamlarımdır
    Gümleyen tekerler gibidir bir köşede intiharlar
    Vakit ön göstermez, siscesine sinsi planlar
    Dağda duman tüter bende tütün
    Anlatmaya kalkıştıklarım bütün
    Haydi bu kötürümü yürütün!..
    Kafanızı kendi yumruklarınızın gücüyle dövün!..
    Şahsıma savurduğun ezik küfürlerle övün!..

    Bir porsiyonluk disstorsiyonla doymadıysanız buyrun alın tadın !...
    Bu benden ikram, üzerine iyi bir sigara yakın.
    Pop hamburgerine köfte olan şu hıyara bakın !...
    İçinizde kalan G.O.R.A. maynonezini gırtlaklarcasına sıkın !...

    Akıllı adamın söylemleri yerin 10 kat altına gömülü
    Yazıtlarım kulakta kalıcı, ancak kalem ölümlü
    Hırs ve şehvet adını vermiş iki dev başlı canavara
    Sadakatin yenilgisiyle dünyan çarpar meteora
    İnfilak eden nefis bin pislik yaratır yol boyunca
    Kulaklarıma tecavüz eden kuru gürültün çınlamakta
    Korkarım ki, familyanızın alayı içten pazarlıklı
    Odam, evim, sevgilim hepsi nazarlıklı
    Bu dünyada bir gerçek var, inan herşey karşılıklı
    Bu savaşa dahil olduğundan Sago kendinden utandı
    Aman canım kıymetli, dokunmasın bana yılanlar
    Vakti gelince işine yarayacak sakladığın tüm samanlar
    Ruh, parmakla anlat derdimi !...
    Sükunetimi bozdular
    Kumlarımda kıvrılan yılanın başındadır topuklar
     
    Kalemlerimin ucu zehirli iğne
    Sayfam isterik, yazsan doymaz
    Gönüldendir şikayet, ateş kesilse ceset yerden kalkmaz
    Bitkin bitkiler mefta...
    Koy başı rahatçana yastığa...
    Geçmiyor günlerim hafta.... 
    Şikayetnamem yasta...