| vassili's profileVaSSiLi_Alexandrovich_ZA...PhotosBlogLists | Help |
|
April 16 Artık Kimsen Yok....
Karanlik olur sokak aralari her yigide sarsar March 08 Ne Benim....Gecesi gündüzü benim, Adın Batsın...ADIN BATSIN....
yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
nasıl edem nere gidem dertli baş ile bilemedim teli kırık kemana döndüm canım aldın, can evimden vurdun ya sende küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın zaman ola devran döne sen de çekesin yitiresin umudunu heder olasın aşka düşe kahrolasın candan bıkasın ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin sen ki beni rezil ettin yedi cihanda yalan oldum talan oldum senin sayende sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın beni özleyince bir nehir yatağını bulsun kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin sesime bakıpta ağlıyorum sanma seni özleyince böyle olsun birazda ayrılıversin yaprak dalından insan sevdiğinden ayrılıversin kan damarımdan can pazarından adam baharından ayrılıversin dağda dört mevsim erimeyen kar varya yokluğum öyle erimesin sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın İBRAHİM SADRİ February 25 Zamanı gecikmiş ölüm... (vassili)Zamanla kaybolacağını sandım zaman doldu..
Yanlışlığa bile bile saptım zamanla oldu ...!
3 yanlış 1 doğruyu götüre durdu doğrularım dibe vurdu...
Yanlış resmim herşeyimle doğru olsun, doğrularımda bir gül olsun yaptığım tüm yanlışlıklar onada bulsun...
Son 1 halim yok olsun Benim yine uyandığım senin bana uyanman olsun..
Bu gidişle gideceğim yerde karatoprak Tek çözüm ölmek, şimdilerde yaptığım gerçeklikte senin için yaşamak...
Bu gidişle ikimizde birden yok olacaz sen bendemi yoksa ben sendemi yok olcaz....
Sen yaşama nedemin iken sen varken mi yok olcam bunumu gördük reva bize bumu ders yüzü aykırı..
Tek istediğim mutlu olmak ve bi çözüm idi gizli kalmak...
Anla beni bu gizliliğin nedeni senin bana yasak olman...
Benim yaptığımda bi saçmalıktı ya bunu ben anladım ve döndüm gerisin geriye sana mabedime...
Şimdi sıra sendeydi ya ayrılık ya gizlilik, sende seçtin yanlışlığı ve dilin dedi ayrılığı...
Yanlışlığa durmadan devam ediyoruz bunun yanlışlığını ikimizde biliyoruz peki neden ikimizde ayrılığı seçiyoruz....
Gözlerine baktım ben adımı varsaydım yanıldım...
Neden sen varsın sandım meğer hiç olmamışsın Pardon ama güzelim sen hiç aşık olmamışsın...
Beni sevdiğini söylediğin sözlerde yalanmış, unutmak çok zor dedin o tümüyle yalanmış...
Ölmek son olsaydı şu an kafama sıkardım, sen sonzuluk olsaydın sonsuza kadar sana tapardım...
Ayrılık sebepsiz kavuşmak ise sensizdi...
3 Şair burda durdu kimi sevdiğiyle belli oldu oben aşkın oldu aşık olanın gülüde sen gitti zaman soldu...
devam etmek bir sorundu, Ayrılmaksa ölüm, Gizlilik bir çözümdü, yok demen ise sonumdu...
Unutmak bir yalandı, unutmamakda öle o kelime bir soluktu, yok demense çok soğuktu...
Doğrularımıda içime gömdüm, herşeyimi yalana sundum, son 2 doğrum vardı biri sendin diğeri seni sevmemdi...
3 yanlışı hatırla 1 doğrumu götürüyordu ve sen gittin sonsuza geride kalan tek doğrumda seni sevmem oldu o gün beynim durdu...
Aşık olanda aşkını terkediyordu bu zamanın sonuydu seni sevende o gün öldü, sana olan aşkıysa şu an içimde gömülü..
HAdi beni sevmediğini yüzüme haykır.. aşkıma küfür et söv... içindeki huzuru çağır, dursun artık içindeki cehennem ateşi...
_VaSSiLi_ZaİTSev_
February 24 ve sen gittin...Gittin... Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım... Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım... Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım. Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım... Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım... February 19 NORM-KISa etek (alayına)sana şarkı yapıcam demiştim bir kısa mesajla bitti sanırsın tekrar tekrar diinle boşver kanka bir üçlü saralım January 24 kısaca benim hayatımevin içinde bir sessizlik elimde bir fincan içindeki çaydan yanısyan siluetime bakıyorum bir yandanda sagopa soguk küvet adını bilmediğim bir karı sölüyo adıda umrumda değil zaten beni ilgilendiren sölediği...
ister istemez kuşbakışı bir bakış atıourm hayatıma yaptıklarım, yapacaklarım, kazandıklarım, kazanacaklarım, kaybettiklerim ve kaybedeceklerim.....
belkide en buyuk korkum kaybetmek birçok kimse gibi...
hayattan bu saatten sonra fazla beklentim yok bir boka battık çıkamıyoruz ve cıkamayacağızda gidişat bunu gösteriyor oysa ben böle olsun istemezdim benim daha farklı düşüncelerim vardı ama artık çok geç demek için bile artık çok geç....
uykum yok asiliğim ustumde her zamanki gibi içimden bir bok yapasım gelmiyo hiçbirşey tat alamaz oldum birçok şey geçti geldi hayatımdan ama artık tat alamıyorum ruhum huzursuz hava değişikliğine gerek var gibi gözüküyor ama kafamın içinden bir an bile çıkmayan o düşünceler siluetler peşimi bırakmadan oda bir boka yaramaz diyorum...
yavaş yavaş sona geldik kaçınılmaz sona sonra maziye tekrar bir dönüş yapıorum bir kız geliyor aklıma bu boktan ve bir o kadar da dağınık hayatımda belki en güzeli oydu, onu sevmek ama herşey sevmeyle olmuyomuş bunuda öğrenmiş olduk düşüncemden bile onu çaldılar zaten bizimkisi gelip geçiçi birşeydi ama zman zman olur ya hiç olmadık yerde birden bire aklınıza geliverir bir şarkının ortasında , bir yolculukta , güzel bir şey gördüğünüzde veya son nefesinizde... işte ben onu ölesine sevmiştim AMA DEĞMEZMİŞ bu hayatta kendinden başka dostun yok ve kendinden başka bir gerçekte yok diyorum ya değmezmiş ama bunu bile bile ben onu sevmeye hala deavam ediyorum bilmiyorum su an nerde ne yapar ne eder ne içer çoğu zman insanlar aşık olduklarını sanırlar ama aslında karşısındakine duydukları buyuk birsevgi ve saygıdan başka birşey değildir... herşey gelip geçiçi, sahte, yalan ortalık şerefsiz dolmuş kancık sayısında gözle görülür bir artış var ve bu hayatta geriye dönüp baktımda sadece koca bir HİÇ ile karşılaşıyorum .... niye bu çabalar, acılar, ağlamalar, üzüntüler, mutluluklar ne için nereye bu gidişler hayattan beklentiler neler istediğini alabildinmi verdiğin halde çabaladığın halde hayttan istediğini alamıyosan sikim ben böle kazı kazan misalı hayatı...
kurşunlar hep en yakınlardan geldi beklemediğin zmanda beklemediğin vakitlerde böle bir yaşamda yapmak isteidğim tek şey çoğu zman nefretimi ksumak istedim ama onada izin vermediler ciğeri beş para etmez adamlara gülücükler saçtık ...
belkide bu hayatta duymak istemediğim laflardan bir tanesi ''BU SENİN SEÇİMİN'' biliyorum benim seçimim biz bu davaya baş koyduk allaha kurban verdik bayrağa kan verdik toprağa şehit verdik biz bu vatanı karşılıksız sevdik
geceler bir o kadar çekilmez ve acıyla geçer oldu her nefesimde bin kez öldüm bir an bile aklımdan cıkmayan siluetler oldurduğum insanlar vahşice sebebini bile bilmeden yaptıklarım kaybettiğim arkadaşlarım ve bir zmanlar cok sevdiğim kız..... BİR AVUÇ MERMİ VE BİR SİLAHTAN İBARET HAYATIN getirecek geleceği azda olsa tahmin ediyorumm...
vassili_zaitsev
January 23 kürdan kollar......SİGARAMIN DUMANINI KISKAN, January 13 şemdinliŞemdinli’yi bileniniz var mı? Hiç gitmişliğiniz, Otuz iki virajları aşıp, Kaymakam çeşmenin soğuk suyunu hiç içmişliğiniz var mı? Her sabah uyandığınızda size merhaba diyen Efkâr tepeyi, Gomane tepeyi gezdiniz mi karış, karış? Mayına basan aracın içinden, tam on dört metre uzağa fırlayan bir arkadaşınız oldu mu sizin? “Yenge vallahi az önce yanımda oturuyordu, şimdi dışarı çıktı” diye yalan söylediniz mi karısına? Dükkânına girip alışveriş yaptınız mı bir esnafın? Gomane tepenin zirvesinden, içinde eşinizin, çocuğunuzun bulunduğu lojmana doğru yanarak gidip evinizin duvarında patlayan RPG-7’leri izlediniz mi siz? Ama yine de bulunduğunuz görev yerini terk etmeden, acaba öldüler mi, yaralandılar mı, diye sabaha kadar hiçbir haber alamadan beklediniz mi? “Ben bu insanlar rahat uyusun diye buradayım, ama neden benim aileme saldırıyorlar” diye düşündünüz mü hiç. Evinizin roketlendiği mahalleden ve hatta roketin atıldığı, makineli tüfeğin yanı başında çalıştığı evin sakinlerinden, ”vallahi biz bir şey görmedik” dediklerini duydunuz mu kulaklarınızla? Her şeye rağmen deyip görevinize devam ettiniz mi? O patlamalardan dolayı yıllardır psikolojik tedavi gören bir çocuğunuz veya çocuğu bu yüzden tedavi gören bir tanıdığınız oldu mu? Hiç böyle bir baba’nın veya Anne’nin yüz ifadesini gördünüz mü? Tabancanızı evinizde bırakıp “ bir şey olursa, eve girmeye çalışırlarsa gerekeni yap, son iki mermiyi de kendinize ayır, ellerine sağ geçme” diyerek her defasında eşinizle helalleşip çıktınız mı evden, ya da böyle bir tanıdığınız oldu mu? Sürekli telsiz anonslarını dinlediği için, ilk kurduğu cümle “ atışlar normal” olan bir çocuğunuz oldu mu sizin? Lojman’ın emniyetini sağlayan silahlı nöbetçilerin yanında mı oynadı çocuklarınız ve uzaktan dahi gelse, her silah sesinde o çocukların evlere, mevzilere nasıl koşturduğunu, koşarken düşenlerin nasıl yerlerde sürüklendiğini, nasıl hıçkırarak ağladıklarını gördünüz mü hiç? Bu gün yaşanan olayların, ilk olduğunu mu sanıyorsunuz? Bunları yapmadı ve yaşamadıysanız eğer, orası hakkında bildiklerinizin hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur efendiler. Affedersiniz bu kadar net konuşmak istemezdim ama ne yazık ki sabrım tükendi artık. Siz oturduğunuz ceylan derisi koltuklarda belki farkında değilsiniz, belki de umurunuzda değil ama orada görev yapan insanların öncelik sıralarında, ailelerinden önce vatanları geliyor, yeminleri geliyor. İşte bu yüzden mevzilerini terk edip ailelerinin yanına koşmuyorlar. Biz de onun için koşmadık zamanında görevimizi bırakarak. Yüreğimiz titreyerek bekledik ama görevimizin başında, dağda, hudutta bekledik efendiler, görevimiz bitene kadar bekledik. Bu insanlar tüm bunlara vatanları için, üstüne el koyup yemin ettikleri bayrakları için katlanıyorlar, sizin başınızın üzerindeki, ama nasıl sağlandığını bile bilmediğiniz “egemenlik örtüsü”’nün bekası için katlanıyorlar. Peki, onlar bu şartlar altında görev yaparken siz veya sizden öncekiler bu fedakârlıklara liyakat gösterebilmek için, geçmişte ne yaptınız, Şimdi ne yapıyorsunuz? Anıtlaştırılan terörist mezarlarının hesabını mı soruyorsunuz? O cenaze araçlarının görevlendirme emrinde kimlerin imzasının olduğunu mu araştırdınız? Başbakana güç gösterisi yaparak “uçaklardan ve validen hoşlanmadık, ayrıca dağdakilerden vazgeçmeyiz” diyenlere mi hesap sordunuz yoksa? Ya bütün kutsal değerlerimize söverek ayaklanan kalabalıklar, onlara devlet’in varlığını mı hissettirdiniz? Baldırı çıplak peşmergelerden tutun da, Danimarkalısından, Hollandalısından, Rum’undan duyduğunuz her türlü hakaret ve aşağılamaya cevap mı verdiniz? Roj TV muhabirlerinin nasıl olup ta olaylardan 3 dakika sonra canlı yayın yaptığını mı buldunuz? Bir el bombasının nasıl olup ta o kadar hasar meydana getirdiğini mi, Almanya ile yapılan telefon konuşmasını mı, o kalabalığın nasıl bir anda örgütlendiğini mi, araştırdınız? Arabası parçalanarak yakıldıktan sonra, şerefsizce ve insafsızca dövülerek komaya sokulan uzman çavuşu mu, evi kurşunlanan polisi mi, okulunda tartaklanıp kovalanan asker çocuklarını mı, araştırdınız? Bütün bu eylemleri kimin planladığını ya da organizasyonu kimin veya kimlerin yaptığını mı, o gün halkı sürüsünü idare eden bir çoban maharetiyle kimlerin idare ettiğini mi araştırdınız? Hayır, bunların hiçbirisini yapmadınız. Siz ne yaptınız peki? Sizin farkında bile olmadığınız değerler için orada görev yapan bir astsubay ve bir uzman çavuş bulup, sonra bütün aydıncıklar, sağduyucular, mozaikçiler, üst kimliği, yan kimliği, alt kimliği olanlar ve hatta kimliksizler, sonra dalkavuklar, sendikacılar, susurluk paranoidleri, Soroscular, hülasa ne idüğü belirsiz, ne kadar adam varsa etrafınızda, bila istisna topunuz bir koro nizamında toplanıp, koroyu kimin yönettiğine bile bakmadan-ki ben bundan emin değilim- “ Vurun Kahpeye” konseri verdiniz. Yanlış şarkıyı çalıyordunuz ama çaldınız, sesler, akortlar, notalar hep bozuktu ama yinede çaldınız, orkestra şefi, “müzik” demişti nasılsa. Şimdi yapılan araştırmalar neticesinde şu anda bile kuvvetle muhtemel olan sonuç çıkarsa ki bu sonuç, olayların altından terör örgütü ve onunla beraber bazı gizli servislerin çıkmasından doğacak sonuçtur, o vakit ne yapacaksınız? Allanıp pullanıp önüne çıkarak tek, tek arzı endam ettiğiniz o basına(!) bu defa ne söyleyeceksiniz? Acaba yapacağınız hangi açıklama ile durumu kurtarmaya çalışacaksınız? Bir açıklamanız var mı efendiler? Daha doğrusu bir “B” planınız var mı? Ama bana sorarsanız, sizin minik kafalarınızı böyle şeylerle yormanıza gerek de yok zaten. Zira sizin adınıza orkestra şefi düşünür, besteler, önünüze koyar ve size de yine icra-i sanat etmek kalır ki bu, yani başkalarının bestelerini okumak zaten sizin en iyi yaptığınız şey değil midir? Ne demişler “gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım”. Yapın efendiler; vazifenizi yapın, hem de gözünüz kapalı yapın. Açarsanız gözünüzü belki Türk Bayrağına sarılı tabutları görürsünüz, ağlayan ailelerini, yetim çocuklarını görürsünüz de vicdanınız depreşir, vazifeniz yarım kalır. Sonra ne der Avrupalı, değil mi? Hatta bakın ne diyeceğim, asın gitsin o astsubayla uzman çavuş’u, Şemdinli’yi, Yüksekova’yı, Hakkâri’yi de belediye başkanlarına teslim edin, seçilmiştir nihayet atanmış değil. Öyle Vali’ye filan da gerek yok canım, boşa zahmet. Tayin et, beğenmediler değiştir, ne lüzum var efendim. Bir belediye başkanı ile ulemadan bir zat-ı muhterem yeter de artar bile. Siz de bu arada sanatsal sergiler açın, fotoğraf çekin, resim yapın, medeniyetleri buluşturun, dinlere diyalog kurdurun. Değil mi ki ateş düştüğü yeri yakar. Ateş sizin yüreğinize mi düştü sanki? Bölen bölsün, satan satsın, Avşar’ı da ayırsınlar, Yörüğü de ayırsınlar, dadaşı da, sarışını da, esmeri de. Şehirleri, köyleri, mahalleleri hatta ev ev ayırsınlar Türk Milletini, size ne gam efendiler. Siz fotoğraf çekmeye devam edin. Fakat unutmayın ki bir gün sizin de bir fotoğrafınızı çeken çıkar elbet. Ama o fotoğraf hangi salonlarda, nasıl teşhir edilir bilemem. Malum ya yaşlı tarih fotoğrafları çekilip, tozlu sayfalarında bir yerlere asılmış liderlerin, fotoğrafları ile doludur. “VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN” soğuk küvet....Aksiliğim üstümde sende kelimeler hep farazi, gördüğün kadar arazi, kimse mükemmel değil ki, ne umdun ki benden kadı kızı bile veremli, benim kusurum anca naz, seninki si mesavi Içimin tuzu ayı yoğurdu, anahtarsan nerde kilidin oluğu ? Nahoş hallerinde et ilan kahpe oluşunu, ahmak kişilik sensin, cevizi dişiyle kıran feyksin, her dişi geyikle muhabbette yanar-dönersin. Ben rüzgarın aruz vezni sen kükürdü ancak sus karıncalandı kalp, söyle paşa nedir amaç ? Bence ringe havlu at, Kolera kırar kol bacak, masalın kötü şirinesi, Mr Gagged Uzun bacak. Esti geçti hayatından bir eser ve bin zafer, kazı-kazan kazandığın bir adam ve bin keder. Kaderdaşlar sıralı, kader sıvadı kolları, bedava ekmek kalabalığı, örmüş saçını kaderin ağları. Kalbin yalın hali bulutsuz, ah şu mevsim değişmekte, billur su kusursuz, ruhum sensiz huzursuz, tattım elmayı ve içime düştü şimdi kurtları, yavaş yürüyen bir tazıyım acizliğimse azılı. Sen anlatma metni dur, O bilir ancak aybı üzüleceksin yavru Tanrı sıkıntısında kapalı kaldı. itiver açılır kapısı, açılır için açılır hali, vurdu aynası ve sen yansaması Sevenin var senin suçüstü Şehzadem Nesin sen cevap ver ? Mahrem... Ücra yerlere düştü kayıp merhem Bendim en asil tek kişilik dev kadro Düş ve melodi en güzel düet Suretin silindi kaldı silüet Uykum Yok yatağım soğuk Küvet! Zulüm taşıyla kanatı verdi başımı felek kahpesi Düşüncemden senide çaldı elimde hırsız kellesi Gık çıkarmaz dilden aciz sessiz .... dilsizi Vaktim gelir şimşek çakar kırılır dilimin kemiği Güçlü rüzgar nefesi, selvi dağ tepesini viran etti, Kalp hayat endişesiyle akan zamanı tavaf etti. Gözler sözlerin sertliğiyle yaşa bulanıp ah çekti Sensiz geçen günlerin kazası yok be sevgili Saadet yanımdan ayrılmasın Kasvet ağacımı taşladım, Ham meyveler topladım, Sessizlik beni dilsiz yaptı Kalem düşman ellerinde temiz kalbi karaladı Bu hasret beni yaraladı Takvime çentik attım! Gönlüm aydın, ruhum yüzüme yuva kuran bir kuş Kalbim çıkık tıpkı tablocasına duvardan düşük ve tuş Gözlerim alçak seyirde yüksekler desteksiz uçuş Ellerim dilimi büker, ZORDA OLSA KONUŞ ! vassiliAnlaşılmayan cümleler kurdum ben
hep şair hep geçmişe dair betimlemelerimle negatif elektrik , Simetrik doğruluk ikilemde Kalmışlığın optimist açılımıydı sinonimin eş anlamını algılayamıyan yamyamların dünyasında sıratı geçmek için rüşvete başvuracakların kefeninde cepti umut dünyayı yarın ölecekmiş gibi yaşayanların aklında yanıtsız sorular kara bulut gibi dolaştı yılları meditasyon hipnozunda taşa tutup. sonsal bir yargıdır belki ölüm kim bilir sorsan birine korsan bir avcıdır ölüm mayın tarlalarında tek bacağını kurban etmiş bir zulümden arta kalan dölüm itiraf etmek kolay ve insan oğlu her bölüm aynı senaryonun parçası iki yakası bir araya gelmeyecek doğu-batı kültüründe birleşmiş milletler kavgası hikaye senkron uydurulmuş gari gori şeriban kaygası kayıp akıllar mağarası . Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölüleri izini dünyayı vurmuş binlerce insanın külleri Dünya söyle senin hamurun benmiyim neler yaptınki benimle geleceğime küsermi benliğim depremlermi aldı can ? canına kıyan masumlarmı ? serzenişte bütün gönüller durup dururken yıkılan evlermi neyine güveneyim ? bir damla umut at tarlama bende doğan güneşle ümitlenip şarkılarımı söyleyeyim sana yada ipsiz kuyunun dibine inip karanlıktan öleyim ben bu dünyada zaten masum bir köleyim her güne ayrı bir renk getir dünya sessiz çığlık atanlara yürek dünya söyle ne yaptın bizimle sadece oyuncak birer bebek.... nedense...Sanırım sensiz bir geceye daha hoşgeldin Nedense biraz gerginim Stresimi yumruklarımı duvara çiviledi Gözlerim kendini saldı Sanırım o an orda değildim 30 dakka öldüm 5 dakika dirildim Gözyaşlarımı yağmur sandım ıslandım Dileklerimle fısıldaştım Kolonyalarla koklaştım Nedense son darbeyi kalbime attım Kendimi 3 yerimden bıçakladım Azami hırs yaptım nedense acımadım Kendimle yeminleştim ve Dişlerimi sıktım Yumruklarımı sıkıp tırnaklarımı kırdım Nedense en çok sigaramı aradım Tek bir kelime edemedim Özür dilerim seni üzmek istemedim En iyisi intihar edeyim dedim,ettim 10 dakikalık yaşam molası verdim Sanki cehennette bir serinlik kolası içtim Ve sonra ilk uçakla cehenneme indim Nedense en çok kusmak istemiştim,senden utandim Kendimle hiç bu kadar çetin savaşmamıştım Kendimden köşe bucak kaçtım Yaşama hakkımı sonuna dek mi kullanmalıyım Tanrım? Döner başım akar yaşım, kar tutar saçım çölde hayratım Duvarlar üzerime geldikçe kendime 10 parmaklı bir surat yaptım... Ben ne savaşlar verdim kendime bir rabbim şahit, Sor ne zaman vurdun kendini en son Katilim oldun her gece nedense... unknownRüzgar sustu. Gökte tek bir yıldız, ‘yansam mı yanmasam mı..’ diyor. Tedirgin. Yanma yıldız, istemiyorsan yanma, yanman güzel bir işe yaramayacaksa yanma! Asla hiç kimseye dost olamayacak insanlar vardır. İçleri dışları fıkır fıkır kaynar ama, esprinin ve sözde özverinin bini bir paradır ama, yine de insanöncesi bir dünyanın insanıdırlar. Bugün gazetede onlardan birinin yüzüyle yüzyüze geliverdim. “..kendini vurdu..” Onu vurduranın yüzünü gördüm. Onlar hakkında bildiklerim..Hayhuyla vakit geçirmeler, taksilere binmeler adına bozdurulan yüzükler, sahipsiz bir canı ‘sahiplenme’ niyetiyle sahipsizlenmeler, hayta gecelerin çocuğunu besleyen yılan, okul tuvaletlerinin dili olsa.. Doğallığı, düşünmeden yaşamak diye algılamak. Savaşın ve barışın, iyinin ve kötünün önce kafada, kafanın içinde başladığını unutmak. İçgüdüleri ve içgüdülere hizmet eden zaafları yüceltmek. Sinsice büyüyen, bağımlılığını gizli gizli yürüten bir korku: silah! Silah neden edinilir? Ne için kullanılır? İşlevi nedir? Bir savunma aracı olabilir mi, yoksa saldırı aleti mi? Ne o, ne de öbürü. Gerçekte zavallı bir “ben”in maskesi o. Onunla kimi ve neyi kurtarabiliriz ki. Onunla yapacağımız tek şey, uyuşmuş bir beynin, alkolik bir bedenin boşalımını sağlamaktır. Geceyarıları sabahlara devrilirken boş otobanlarda açılan delikleri anlatmaktır ertesi gün. İnsanca yaşamayı seçmiş olanlara, seçkilerinin gülünçlüğünü kanıtlama çabasıdır. Gözler kanlı, eller titrektir oysa. Titreyişleri, bir el ayası demir yığını ile bir yürek arasında gider gelir. Hangisi daha ağırdır? Bir yürekten daha ağır ne olmalıdır? YAŞAM VE ÖLÜM BİRBİRİNİ TÜMLEYEN O DENKLEM HER İKİSİNE DE NE ZAMAN SAHİP OLACAĞINI BİLEMEDİĞİN O İKİLEM... karmaşık duygular...Nacizane fikrim oldu sonunda hep buyurdu Karanlık oldu heryer evimde hep gürültü kalbi yaralayıp kapıyı araladı anahtar bende saklı yüreğim yaslı Bağırdım çağırdım sonucu neye yaradı ki Her rüyamda her gün öldüm hayat acımazki hayat bu bakmaz ki gözünden yaşlar aksın vurdum duymaz olsun sonucu görsün Gökyüzünden yıldız kaydı yüreğim ağlar hergünüm böyle işte şahidimdir dağlar Demiştim bilirsin sonunda hep değiştin dergi kederi at bi kenara yüzün gülermi? Değermi yaptığın onca yalana dolana değermi yaptığın onca riyakalığa Yalanmı sende söyle böyle gitmez anla sonunda kaçamak olmaz yürek dayanmaz Ah bi yerde bir sızım var sol yanım eksik ah bi yerde bir sızım var o da sendin Rüyamda gördüğüm neden herşey farklı? rüyamda gördüğüm neden herşey saklı... -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı, -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı, -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı, -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı, -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı Başlamıştı işte bir günüm sonuysa kördüğüm Açmak istemişken yaralandı işte bu yürek siz görün Gözlerimden yaşlar aktı bu çözüm olmalı yüreğinde tek bi duygu kalmalı Sonunda harcanandı benliğin ve gençliğin son adımda yere düştü göz bebeğinden yaşların süzüldü.Sözünmü ağlatan yoksa bu hayattmı bizi derde kedere,ölü bi bedene bağlayan Bu yoklukta mutlu olmak harbi zor be arkadaş memur,emekli,çalışan herkes dertli demekki sorun var,demekki oyun var,demekki sağ da solda ülkemi soyan var Buram buram kokan hasretin öyküsü bu parça mapushane ortasında kalan bi orduyuz düşünce özgürlükmüş, düşünce suçsuzlukmuş ,düşünce her kesimde harbi hep hüzünmüş Nedenki doğruları söylemek yasak ki nedenki eleştiri yapmak hep ceza ki ben bu olaya anlam veremedim sorunu çözemedim ahh be ustam böyle gitmez kaderse silmez Hayat bu belli başlı konuları olan bir seneryo biz içinde piyonlarız oynatırlar kukla gibi/ Sağa sola çekerler çünkü parası olan bu dünya da hep başı çeker... -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı, -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı, -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı, -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı -Sensiz Karanlık heryer gözlerim kapalı, -Hergün rüyamda gördüğümm bu hayat farklı December 31 ŞİKAYETNAME...Ne kadar özenle yapılsa da gözüme batar yamalar
En yakından gelen hücumlar,'' nedir suçum ?..'' lar, ''bak koçum!...'' lar Çenende alçılar, akordu kaçık gaydalar Kendinizden esirgediğiniz faydalar. Arının soktuğu dudaklar acı kapar, canın yanar, acı yakar Mikrofonun efendisi vezire tacı takar Bir basit kelâma kurban gider krallar Yenik zırvalar, bitik proflar vs... Kendini bugüne kaptıranlar kendine kurşun sallayanlardır Bu sapanlar baş yarar ki; ilhamlarımdır Gümleyen tekerler gibidir bir köşede intiharlar Vakit ön göstermez, siscesine sinsi planlar Dağda duman tüter bende tütün Anlatmaya kalkıştıklarım bütün Haydi bu kötürümü yürütün!.. Kafanızı kendi yumruklarınızın gücüyle dövün!.. Şahsıma savurduğun ezik küfürlerle övün!.. Bir porsiyonluk disstorsiyonla doymadıysanız buyrun alın tadın !... Bu benden ikram, üzerine iyi bir sigara yakın. Pop hamburgerine köfte olan şu hıyara bakın !... İçinizde kalan G.O.R.A. maynonezini gırtlaklarcasına sıkın !...
Akıllı adamın söylemleri yerin 10 kat altına gömülü Yazıtlarım kulakta kalıcı, ancak kalem ölümlü Hırs ve şehvet adını vermiş iki dev başlı canavara Sadakatin yenilgisiyle dünyan çarpar meteora İnfilak eden nefis bin pislik yaratır yol boyunca Kulaklarıma tecavüz eden kuru gürültün çınlamakta Korkarım ki, familyanızın alayı içten pazarlıklı Odam, evim, sevgilim hepsi nazarlıklı Bu dünyada bir gerçek var, inan herşey karşılıklı Bu savaşa dahil olduğundan Sago kendinden utandı Aman canım kıymetli, dokunmasın bana yılanlar Vakti gelince işine yarayacak sakladığın tüm samanlar Ruh, parmakla anlat derdimi !... Sükunetimi bozdular Kumlarımda kıvrılan yılanın başındadır topuklar Kalemlerimin ucu zehirli iğne
Sayfam isterik, yazsan doymaz Gönüldendir şikayet, ateş kesilse ceset yerden kalkmaz Bitkin bitkiler mefta... Koy başı rahatçana yastığa... Geçmiyor günlerim hafta.... Şikayetnamem yasta... |
|
|